24 Kasım 2014, 01:38
DUYURULAR :
Geri

Nermin Başerer Ropörtajı

Hocam tekrar hoş geldiniz, siz KBB camiasında çok önemli bir yere sahipsiniz bu yüzden ilk röportajımızı sizle yapmak istedik...

İnşallah KBB bilimine ve ailesine bu röportaj yararlı olur daha sonra çok daha güzel röportajlar için bir başlangıç olur. Her röportaj, bana göre bir felsefe aşılasa muaffak olunmuş demektir.
 
Meslek hayatınızdaki kaçıncı yılınız?
44 yılımı doldurdum. Bunun 2 yılını Fransa'da geçirdim. Yani 42 yıl İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı'nda asistan, başasistan, doçent ve profesör olarak görev aldım.
 
Bu mesleği nasıl seçtiniz?
Ben aslında mimar olmak istiyordum. Fakat rahmetli babam, hayatımdaki en büyük rol modelim "Taş toprak doktoru olacağına insan doktoru ol" dedi. Ben Kafkas göçmeni bir ailenin çocuğuydum, cihan harbi sırasında askeri doktor olmak istedim. Günün şartları benim bu arzuma engel oldu. Bir de sanırım biraz babaya fazla düşkündüm. Bebekken de ben her gördüğüm fötr şapkalı adamı babam zannedip arkasından gidermişim. Babaya da müthiş bir sevgim saygım olduğu için hekim olmaya karar verdim. O sırada benim aklımda cerrah olmak vardı, fakat kadınların cerrah olmasına pek izin verilmiyordu. İstenmiyordu. Tüm dünyada erkek hakimiyeti vardı. Atatürk'ün getirdiği kadın hakları ülkemizde hiç unutulmayacak bir boyutta olmasına rağmen yine de bir alt düşünce mevcuttu; "Bu kadının mesleği değil..."  Biraz ürkerek tıbbiyede okudum. Hala da içimde eğer beni cerrah yapmazlarsa boşuna mı okudum diye geçirmekteydim. Bu konuda kendisinin ismini anmamak hata olur; rahmetli Fizyoloji hocamız Prof. Dr Halil Derman'ı hep şükranla anarım. Biz üç kız kardeş tıbbiyeyi seçmiştik. Ablam benden önce tıbbiyeye girmişti. Rahmetli Halil Hoca onun tutörüydü. Bu tutörlük münasebetiyle, onunla görüşmeye gittiğimde kendisi bana, mademki bir aileden üç kurban çıktı o zaman sen hiç olmasa cerrah ol demişti. Bu sözlerle cesaretlendim. Cerrahi stajımı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde yaptım ve o sırada cerrahide hanımlara pekiyi davranılmadığını gördüm. Rahmetli Halil hocaya tekrar gittim endişelerimden bahsettim. Kendisi bana Prof Dr Safa Karatay ile İsviçre'de birlikte çalıştıklarını, onun çok toleranslı ve insancıl bir yapıda olduğunu ve beni rahatlıkla kürsüsünde asistan olarak çalıştırabileceğini söyledi. 1966'da mezun oldum. KBB imtihanı açıldı. Bilim ve dil imtihanını kazandım. Önümde eğer bir erkek olsaydı büyük bir ihtimalle o alınacaktı. Cerrahpaşa'da staj yaptığım sırada kulak ameliyatları, Caldwell Luc gibi ameliyatları görmüştüm fakat kanser cerrahisi görmemiştim, yapılmıyordu. Safa Hoca ile Rahmetli Behbut Cevanşir çok yoğun kanser cerrahisi yapıyorlardı. O kanlı ameliyatlarda sık sık defeyans geçirirdim ve benimle çok alay edilirdi. Bir gün ben burada devam edemeyeceğim sanırım beni kan tutuyor diye isyan ettim. Rahmetli Safa Hoca bana "Bak evladım, pek çok generali kan tutar ama büyük harplerde harbe iştirak ederler. Size de o görev verildiği zaman sizi asla kan tutmayacaktır ve bu konuyla ilgili hiç demoralize olmayın" dedi.  Şu anda bile yaralı bir kedi görsem, benim uzun müddet psikolojimi bozar. Ama ameliyata girdiğim zaman tepeden tırnağa kan içerisinde çalışırım.  Çünkü bu sempatik parasempatik devirle alakalıdır. Siz ameliyata girdiğiniz zaman sempatik sistem hakimiyetinde bir nöradrenalin deşarjı olur ve olay çözülür. Üstelik ben myop olduğum için gözlüğümü de çıkarırım 20 25 cm gibi yakın mesafelerde çalışırım, kim nederse desin duymam ameliyatıma konsantre olurum.
 
Bir bayan olarak meslek hayatınızda ayrıca yaşadığınız zorluklar nelerdi?
Açıkça böyle bir zorluk yaşamadım. 69'da uzman oldum. 68 sonu 69 başında Süheyl hoca ilk defa bana bir larenksi bıraktı. Parsiyel larenjektomi idi hasta. O hasta daha sonra Rize belediye başkanı oldu ve ileri bir tarihte larenks tüberkülozu ile geldi, ve özellikle bana ameliyat olmak istediğini belirtti. Hastalarımın çoğu "Beni siz ameliyat edin" derdi. Benim cinsiyetim hastalarım ve kliniğimde problem yaşamama neden olmadı. Zaten bizim milletimiz sezarın hakkını sezara verir. Siz çalışıyorsanız, bayan erkek fark etmez. Önce bir reaksiyon gösterip "Acaba?" diyorlar ama...
 
Geçmişe dönebilme şansınız olsa mesleğinizle ilgili farklı alacağınız bir karar, veya keşke dediğiniz bir durum var mı?
Şöyle var. Benim konuştuğum lisan Fransızca. Fransa'ya gideceğime İngilizce konuşulan bir ülkeye gitseydim daha iyi konuşurdum. O da çok büyük bir keşke değil ama bunu yapsaydım iyi olurdu derim.
 
Eğer doktor olmasaydınız hangi mesleği seçmek isterdiniz?
Mimar...
 
Başlangıç yıllarınızdan bahsedebilir misiniz? Korkularınız,endişeleriniz nelerdi?
Başlarken büyük bir tereddüdüm oldu. En son stajım Cildiye idi. Hiç unutmam son gün kapısının önünde oturdum. Ben ne yapacağım nereye gireceğim diye düşündüm. Bir taraftan Dahileye'ye çağırıyorlar iyi bir imtihan vermişim, hele babam KBB'a hiç sıcak bakmıyor ya Dahiliye ya da Kadın Doğum istiyor. Kadın Doğum'u hiç sevemedim, Dahiliye'ye de sırf notlarım parlak olsun diye çok çalışmıştım. KBB Cerrahpaşa'da yeni kurulmuş bir klinikti. Bana yer yoktu. O sıralar bizim kliniğin ismi de çok iyi değildi. Bir sürü adamların içerisinde, bağırılıp çağırılan bir yer.. Ben burada ne yapacağım diye çok tereddütlerim oldu. Hatta imtihanı kazandığım zaman alt dudağımda kocaman bir uçuk çıktı. İlk bir ay kan tutması, nöbetlerde yaşanan bazı olaylar beni ürküttü. Fakat ondan sonra insanın hayatında ona yön veren destek olan kişileri daima hatırlaması lazım. İnsanlık borcum olan Rahmetli Behbut Cevanşir o sırada doçentlik imtihanına hazırlanıyordu. Asabi mizaçlıydı. En ufak şeyde reaksiyon veriyordu. Ben zaten ayrılıyorum lafını Rahmetli Behbut Hocaya söylemiştim. Kendisi bana şunu söyledi, "Şimdiye kadar bize gelenler içerisinde tam istediğim gibi bir kimse yok. Eğer çalışırsan sana söz veriyorum Türkiye'nin ilk kadın KBB akademisyeni olman için ben sana destek olacağım". Bu benim için ivme oldu. Hatta nöbette problem yaşadığım diğer bir başasistanla çalışmak istemiyorum demiştim. "Tamam" dediler, "Hiç sorun değil, sen zaten alışma periyodundasın...". Bu olaylar 30 Ağustos'ta yaşanmaktaydı.. Bu yüzden diğer başasistan arkadaşlar bunu benim için "30 Ağustos zaferi" olarak yorumladı.

İdolüm, rol modelim diyebileceğiniz bir kişi var mı?
O sırada yoktu ama beni motive eden destekleyen babamdı. Onun sana güveniyorum demesi benim için en büyük motivasyondu.

Hocalarınızla ilgili asla unutamadığınız bir anınızı anlatabilir misiniz?
Çok anılarım var. Mesela rahmetli hocam Safa Karatay'a "Hocam, imtihanı  kazanırsam beni buraya asistan olarak alır mısınız, yani kliniğinizde bir bayanı normal görür müsünüz?" diye sormuştum. "Çocuğum niye olmasın?" dedi. Hoca çok soğukkanlı, mesafeli ama aynı zamanda babacan ve sevecen bir insandı. Hocanın yüzündeki ifadeyi unutamam. Ben onu ikinci babam bildim. Sonra ölümünden önce hocayla konuştuğum zaman; "Hocam sizin hayat felsefeniz çok hoşuma gidiyor, bu kadar pozitif olmanızın sebebi nedir?" diye sordum ve bana " Ben bardağın daima dolu tarafına bakarım , dibinde çok az bir su dahi olsa dudaklarımı ıslatacak kadar suyum var der sevinirim" dedi. Bu da hocanın ölümünden önce söylediği hiç unutmadığım bir sözüdür.

İlk ameliyatınızı hatırlıyor musunuz?
Zannedersem bana tonsillektomi yaptırmışlardı. Lokal anestezi ile.. Orada hiç kan tutma problemi yoktu. Doğrudan doğruya ben bunu başarabilecek miyim diye düşünüyordum.

Sizi çok zorlayan bir hastanız oldu mu?
Çok hastam oldu fakat ikisini unutamam. Bir hastam beni ölümle tehtid etti. Bir genç mühendis hipofarenks tümörü. Ben onun ameliyatını yaptım fakat akciğerlerinde metastazları oldu. Bu metastazlar esnasında depresyona girdi. Bakın sonrası çok ilginç; beni öldürmek için ailesinden tabanca istiyor ve ailesi de ne olacak gencecik oğlumuz giderken bir kişiyi daha  götürsün diyerek temin ediyor. Birgün hastaneye geldiğimde Bulgar göçmeni bir hemşiremiz; "Sakın hocam yukarıya çıkmayın, bir adam tabancayla sizi arıyor" dedi. Böylece hayatım kurtuldu. Başka bir unutamadığım hadise de; glomus jugulare nedeniyle opere ettiğimiz bir hastadır. Hasta haftasonu kalp krizi geçirip öldükten sonra ailesi bir yandan ağıt yakarken biryandan da her yerde beni öldürmek istediğini söylüyor.. O sırada da kuzenimin oğlu tesadüfen bunu duyuyor ve "Aman teyze sakın buradan geçme" diyerek hayatımı kurtarıyor.

Kulak Burun Boğaz ihtisasını seçmek isteyen doktorlar için meslekle ilgili tavsiyeleriniz var mı?
KBB ihtisası hakikaten tüm dünyada en revaçta olan ihtisastır. Ben Fransa'ya girdiğim zaman 73-75? Yıllarında Fransa'da bizim TUS gibi onların da uzmanlık imtihanı vardı. En yüksek puan KBB içindi. Bizim dalımızda önce dahiliye var sonra cerrahi var. Bugün gen cerrahi küçülürken. Biz klavikülayla dura araındaki tüm mesafeye göz hariç hakim. Otonörolojiden, baş boyun kanserine kadar oldukça geniş bir alan, mikrocerrahisi çok güzel. Ve biz şanslıyız birçok açıdan görebiliyoruz. Otoskop ile görebiliyorz, aynayla görebiliyoruz, mikroskopla endoskopla görebiliyoruz. Patolojisyi direkt gördüğümüz için teşhiste çok zaorlanmıyorz. Bizim acabalarımız diğer branşlardan oldukça az.

Sizce bugün Türkiye'de Kulak Burun Boğaz ihtisasının diğer ülkelerle kıyaslandığında durumu nedir?
Bana göre Türkiye'de KBB  çok çok büyük bir mesafe kat etti. Kongrelerde görüyoruz ki, biz her şeyi yapıyoruz. Son zamanlarda bir üzüntüm var. Türkiye'yi tanımadan Avrupa'yı Amerika'yı tanımak bana göre yanlış. Bizde yapılanları öğrenmeden, teknolojinin ve onu hakimiyetinde tutan endüstrinin baskısı altında..siz klasiği öğrenmeden sonra en son teknolojiye hakim olmaya çalışırsanız yanılırsınız. Teknoloji bizim yardımcımızdır. Kendi bilgi ve deneyimimizi teknolojiyle taçlandırmalıyız.

Cerrahinin büyüsüyle ilgili birkaç sözcük alabilir miyiz sizden? Ve tabiiki sizce bir cerrah nasıl olmalıdır?
Bir cerrah disiplinli olmalı anatomiyi çok iyi bilmeli. Asistanlarıma hep şunu söylüyorum sizin hocanız ben değilim, anatomi ... Ben size anatomideki bazı mirengi noktalarını gösteriyorum. Size ancak anatomiye saygılı olmayı öğretebilirim.  Ben hala bir manzara seyreder gibi anatomi atlasına bakarken çok büyük mutluluk duyuyorum.. Dokuya saygılı olmalı cerrah. Uygun planda çalıştığınız zaman gereksiz yere zedelemessiniz. Redoks potansiyelini bozmayacaksınız. Anatomiye ne kadar aykırı hareket ederseniz o kadar fatura ödersiniz. Koterle çalışmayın. Koteri en son çare olarak kullanın. Koter asla bistürinin makasın parmak diseksiyonunun yerini tutmamalı. Doktorun üçüncü gözünün parmağının olması lazım. Parmak diseksiyonuyla aynı zamanda dokuyu hissediyor tanıyorsunuz. Ben hızlı bir cerrah olarak tanınırım. Bana yol gösteren gözümden çok parmağımdır. Şimdi bakıyorum da son zamanlarda Tonsillektomi kanamaları o kadar arttı ki.. Tonsillektomi yaptığınız bölgede karotise uzaklığınız 1 cm'den az. Eğer kotere bağlı bir nekroz gelişirse ölümcül kanamalar atlanabilir.

Hep ameliyat ettiniz, peki siz hiç ameliyat oldunuz mu? Neler hissetmiştiniz, doktorunuzla iletişiminiz nasıldı?
Ben lokal anestezi ile Tonsillektomi oldum. Ameliyattan sonra Dolantin yapılmıştı. Gece ağzıma bir tuzlu su yani kan geldiğini fark ettim. Hemen rahmetli Behbut hocaya haber verildi. Ve ben morfinin etkisiyle hocayı asiste ettim. Ağzımdaki koherleri tutuyordum. Kendi ameliyatımın asistanı oldum. Fakat o geç ağrıları hiç unutamıyorum.

En büyük hayaliniz ve gerçekleştirmek istediğiniz projeleriniz nelerdir?
Açıkçası ben mesleğimi seven bir insanım. Hayatım boyunca dürüst olmaya, başarılı olmaya, Atatürk'ün kızı olmaya çalıştım. Bize tanrının bağışlamış olduğu çok büyük bir lider. O parlak yıldıza ve sonra babama layık olmaya çalıştım.  Ve sanırım bunu başardım.

Sizi en çok ne kızdırır?
Bir yalan, iki nankörlük kızdırır.

Kolay bağışlar mısınız? Kin tutar mısınız? Meslek hayatınız boyunca size yapılan unutamadığınız bir haksızlık var mı?
Çok haksızlık yapıldı. Çok... Kolay değil 44 sene... İnsanın içinde hem melek var hem de şeytan var.. Her zaman melek değiliz, her zaman şeytan değiliz. Haksızlıklar olmuştur, ama bana gelip de bunu unut denildiği zaman unutulmuştur. Canı gönülden unutmuşumdur. Ama bazı şeyler vardır ki içimde hala küllenmemiş yarası durur.

En sevdiğiniz yazar, hayatınızda önemli iz bırakan kitap nedir?
Benim en sevdiğim yazarlardan bir tanesi Dale Carnegie'dir. Daha çok kişisel gelişim kitaplarını severim. Gençlik yıllarımda Simon De Beauvoir kitaplarını çok okurdum. Belki o bir gençlik akımıydı. Şimdi bana derseniz "Simone De Beauvour kitaplarını okur musunuz?" diye, sanırım aynı zevkle okumam. Dale Carnegie veya Michel De Montaigne'in denemeleri benim için hiçbir zaman değerini yitirmez. Felsefi kitapları okumayı da severim. Bir dönemler yaz tatillerinde Mario Simmel'i okurdum. Onun romanlarında zaten kahramanların öleceğini siz başından bilirsiniz ama buna rağmen sizi sürükler. Boşça ve hoşça vakit geçirmek için okurdum. Biyografi okumayı severim. Ve Atatürk'le ilgili lehte ve aleyhte yazılmış tüm kitapları okudum.

Tatillerinizi nerede geçirmeyi seversiniz? Aşık olduğunuz bir yer var mı?
Dışarıya çok gittim. Avrupa'ya çok seyahat ettim. Uzak Doğu'ya gittim. Ama daha çok Türkiye'de, bu güzel ülkede, ama deniz kenarında değil, tabiat turizmini ören yerlerini görmeyi seviyorum. Ailemle beraber olmayı yazlıkta kendi küçük bahçemde diktiğim ağaçlarımla uğraşmayı seviyorum. Fatsa'da büyük arazilerimiz var. Meslek yaşantım bana oralara gitmeme, diktiğim ağaçlarımı okşamama fırsat vermedi, inşallah bundan sonra fırsatım olacak.

Ne tür müzik seversiniz? Sizi en çok etkileyen şarkı nedir?
İyi bir müzik eğitimi aldığımı söyleyemem ama opera dinlemeyi çok severim. Operadaki esas sesi ben tanrının gücü olarak duyarım. Bir sopranonun sesi, bir tenorun sesi, insan sesinin enstrümanları bastırması beni çok heyecanlandırır. Klasik Türk Musikisini de çok severim.

Çok tanımak isteyip de tanıyamadığınız veya sohbet etmek istediğiniz biri var mı?
Tanıdığım ama sohbet etmek istediğim şu anda Muazzez İlmiye Çığ .. Kendisiyle tanışma şansını elde ettim. Havaalanında kendisini gördüm koşarak yanına gittim. Benim bir kadın olarak rol modelim yok ama belli bir yaştan sonra benim rol modelim Muazzez İlmiye Çığ diyebilirim. İnşallah benim bu güzel ülkem Atatürk'ün kurduğu cumhuriyeti hep yaşatacak, daha birçok çok Muazzez İlmiye Çığ yetiştirecek, ve Kulak Burun Boğaz'da da benden sonra birçok hemcinsim yükselecek.